Posts Tagged keçi sütü sabunu

KAPIDA ÖDEME ..İYİ HABER..

Yaşamına Butik Çiftlik ürünlerini alan, lezzetli ve doğal besinlerimize güvenen ve Keçi Sütü Sabunumuz ile doğal bakım ve temizlik isteyen misafirlerimizden gelen isteği geri çeviremezdik. Ve kredi kartı kullanmayan, havale için vakti olmayan Çiftlik Arkadaşlarını da düşünmeliydik. Bunun için artık sipariş vermek için bir kolay seçeneğiniz daha oldu..

Siparişlerinizi bize mail ya da telefon yoluyla bildirin ve PTT Kargo ile ürünleriniz elinize ulaştığında kapıda ödeyin..

MAİL ADRESİMİZ: butikciftlik@hotmail.com

TELEFON NUMARALARIMIZ: 0232 853 27 05  & 0554 708 48 29

İyi haberlerin devam etmesi dileğiyle.. 🙂

Yorum Yapın

KEÇİ SÜTÜ SABUNU – NASIL YAPIYORUZ ?

Doğal yaşam bizlere sanıldığından daha fazla sorumluluklar yükler.Doğal yaşamın içine girdiğinizde doğa ile gizli bir anlaşma imzalamışsınızdır.Başlangıçta duruma bencilce yaklaşıp, doğal yaşamın “sizin için” harika olacağı fikrine yoğunlaşırsanız sessiz bir cevap ile karşılaşırsınız.Bu cevap, doğanın size fısıltı halide vereceği sessiz,bir o kadar da güçlü bir cevaptır : “Benim için de harika olacak !”
Bu fısıltıya kulak vermeli,gizli anlaşmanıza sadık kalmalısınız.Sizin için harika olacak doğal yaşamınız, doğa tarafından “Nihayet!” nidalarıyla karşılanır ve bu kararınızda onun için de harika faydalar vardır.
Bu ikili anlaşma sakinlik ve huzur içinde uygulanır ve taraflar birbirine doğaları gereği uyum sağlamaya başlar.Bu uyum sürecini kendi yöntemlerinizle kısaltmaya çalışmak anlaşmanın maddelerine uymayacaktır.Örneğin; televizyonunuzu,çamaşır ve bulaşık makinenizi şehir çöplüğüne bırakıp,tüm kabloları kesip,su tesisatını hiçe sayıp bir kuyu yapmaya başlamak ne sizi ne de doğayı mutlu etmeyecektir.Doğa, 21. yüzyıl Türkiye’sinde yaşayan bir aile tası tarağı toplayıp Amerika’ya gitmedi,Amish topluluğuna katılmadı diye surat asmaz 🙂  Acelecilik ve abartı söz konusu olduğunda üstümüze yok değil mi? Oysa yeni ortağımızdan öğrenecek çok şey var,onun şaşmayan ritmine güvenmek çok akıllıca olacak..Doğa, sizin ihtiyaçlarınızdan daha az tüketmenize, olsa olsa yaramaz çocukların aşırılıklarına edilen tebessümle karşılık verir.Neyi nasıl tükettiğimiz konusu ise tam da onun ilgi alanına girer.

Çok adil bir anlaşmaya imza attık,kurallar basit..Yapay bir işleme maruz bırakılmayan bir tohumdan,kimyasal bir müdahale yapmadan yetiştirdiğiniz fidanı toprağa verdiğinizde karşılığında tam da olması gereken nitelikte bir yiyecek alırsınız.Sizin yapamayacağınız bir gıda maddesine sıra gelip de eliniz kolunuz bağlandığında ise  küçük araştırmalarla sizin doğal yaşantınıza uygun üretim yapan yerleri keşfetmek sorunu çözer.
Kendinizin yapamayacağı bazı ihtiyaç maddeleri konusunda imkanlar elverdiğince doğal yaşantınıza uygun olanı bulabiliyorsanız içiniz rahat olsun..Taraflar birbirinden çok memnun..

Bizim doğal yaşantımızda da kendi imkanlarımızın elverdiği ihtiyaçlar bizim tarafımızdan yapılır,yapamadıklarımız içimize en çok sinen yerlerden alınır ve anlaşma böylece uyum içinde devam eder..Ve yapabildiklerimiz içinde biri var ki, o hem bizler hem de doğa için anlaşmanın en parlak maddelerinden biri..Sabun..

İçinde ne olduğunu bildiğimiz bir ekmek yapmak kadar zevk veren birşey bu.Tıpkı bir ekmeği tasarlamak gibi sabunu tasarlamak,içine en sevdiğiniz şeylerden zeytinyağı ve sütü eklemek,en sevdiğiniz şeylerin içinizi arındırdığı gibi dışınızı da arındırması..Sonra yeni keşifler..Bitkilerin dünyasına farklı bakış açılarıyla yolculuk..Yenebilen,mis kokan otlara yemeklik gözüyle bakarken birden kendinizi ” Sabunda nasıl durur acaba ?” diye düşünürken bulmak..Sabunun köpürmesi için gereken şeyin kimyasallar olmadığını keşfetmek..Zeytinyağı ve sütün muhteşem koktuğunu görüp bir kimyasalı daha listeden elemek..pH ayarının sadece fabrikalarda değil sizin küçük atölyenizde de ayarlanabileceğini görmek..Zeytinyağını elde ettiğiniz zeytin ağacına artık sadece zeytini ve yağı çok lezzetli diye değil,harika sabunlara dönüştüğü için de minnettar olmak..Sütlerinden nefis peynir olan keçilere,sütünüzü sabuna da koyuyoruz diye anlatabilmeyi çok istemek..

Doğal yaşam uzun yaşam değil,iyi yaşam olmalı.Beden sağlığı ile iç huzurun birleştiği bir yaşam..Doğanın zaten parçası olduğumuzu yeniden hatırlamak..Mucizelerini coşkuyla karşılamak..Sadece biraz daha yakından bakmak yetiyor 🙂

KEÇİ SÜTÜ SABUNU SİPARİŞ İÇİN;

http://butikciftlik.pasaj.com

Yorum Yapın

KEÇİ SÜTÜ SABUNUNUN FAYDALARI NELERDİR?

KEÇİ SÜTÜ SABUNUNUN FAYDALARI NELERDİR?

Keçi sütü, cilde yararlı doğal protein ve yağları içerir.Keçi Sütü Sabunu, çeşitli cilt hastalıklarını gidermek ve gençleştirici cilt bakımı isteyen insanlar tarafından tercih edilmektedir.

pH SEVİYESİ

Keçi Sütü Sabunu ‘nun pH seviyesi insan cildine benzer, bu nedenle Keçi Sütü Sabunu bakteri ve kimyasal maddelere karşı cildi korur.

NEMLENDİRİCİ

Keçi Sütü Sabunu ‘nun nemlendirici etkisi sıradan kalıp sabunlardan çok daha üstündür.Çünkü keçi sütü doğal nemlendiricidir.

HASSAS CİLT

El yapımı Keçi Sütü Sabunu hassas ciltler için yararlıdır, çünkü alkol, petrol gibi koruyucu katkı maddeleri içermez.Bu, ciltte tahriş ve alerjik reaksiyon riskini azaltır.


AKNE

Akneye eğilimli ciltler için Keçi Sütü Sabunu yararlıdır, çünkü içerdiği süt proteinleri akneye neden olan bakterileri öldürür.

DERİ DÖKÜNTÜSÜ

Keçi sütü alfa-hidroksi asit içerir, bu asitler cildi ölü derilerden arındırır.

EGZAMA

Egzama kızarıklık ile kendini gösteren kaşıntılı bir deri hastalığıdır.Keçi sütünün doğal nemlendirici etkisi cildi rahatlatarak kaşınmayı azaltır.

KEÇİ SÜTÜ SABUNU SİPARİŞ İÇİN;

ONLINE SİPARİŞ : http://butikciftlik.pasaj.com

KAPIDA ÖDEME İLE SİPARİŞ :  0232 853 27 05  &  0554 708 48 29

butikciftlik@hotmail.com


Yorum Yapın

ÇİFTLİK’TE SABUN GÜNÜ & NOTLAR..

“Çiftlik Günlüğü”  yazılarımın sadece insanlar tarafından okunduğunu düşünürdüm ama sanırım doğa ile aramızda gizemli bir mesajlaşma var 🙂

Dün havanın mevsim normallerine göre ne kadar sıcak olduğundan bahsetmiş,bu durumdan endişelendiğimizi söylemiştim.Bunu duyan rüzgar güney yönünden esmeye başladı ve sabah davetime cevap verdi…Oldukça aceleci olmalıydı ki,şiddeti epey sertti..Üstelik gelirken yolda yağmur bulutlarına uğramış..Dünkü sözlerimi düşündüğümde bu ikiliye ‘davetsiz misafir’ demek haksızlık olur değil mi?

Kışın bu kez gerçekten geldiğini hissettiren hava bizi bahçe işlerinden eve yönlendirirken,akıllarda ortak bir fikir vardı..Bugün burada Sabun Yapma günü 🙂

Bildiğiniz gibi Keçi Sütü Sabunu’muzda keçi sütü ve zeytinyağı kullanıyoruz.Bu butik bir üretim olduğundan,kullandığımız malzemeler hiçbir müdahale görmemiş olmalı..

Bu yüzden az miktarda üretim yaparız ve en iyi kalitede sonuç almak için kendi keçilerimizin sütünü ve kendi zeytin ağaçlarımızdan sıkma yaptırdığımız ve yemeklere kullandığımız en iyi kalite zeytinyağını kullanırız.

Bu sebeple bir süredir üretime ara vermek zorundaydık,keçilerimiz Şubat ayına kadar hamile olacaklar :)Ve komşu evlerde de durum pek farklı değil..Ancak bugün küçük bir soruşturma ile o komşu evlerden birinde bu sabah sağılmış keçi sütüne ulaşabildik.Bu iyi bir işaret..Sabun yapmak da yemek yapmak gibi; modunuzda değilseniz iyi sonuç beklemeyin.Tam da sabun yapımına konsantre olmuşken süt bulamamak pek motive edici olmazdı..

Keçi sütümüz hazırdı,kesinlikle güvenilir ellerden bize ulaşmıştı..Zeytinyağı kilerden çıktı..Ve sonu iyi bitecek bir yolculuk daha başladı..

Küçük anketimizi biliyorsunuz.Keçi Sütü Sabunu’na çok yakıştırdığım yaprak çeşitleri için sizlerin fikirlerine başvurmak çok güzeldi.Bunun için teşekkürler..Sonuçlara bakınca çoğunluk tercihin LİMON yaprağına yönelik olduğunu görüyorum.Onu zeytin izliyor..Tahmin edin! Ayrım yapamadım ve bugünün üretimi LİMON

ve ZEYTİN yapraklı sabunlarımız hazır 🙂

Yenilikler demişken; suya koyduğum fesleğenlerle gözgöze gelişim ve fesleğen yapraklarını sabunların üzerinde görüşüm bir oldu 🙂

Fesleğen kokusu Keçi Sütü Sabunu ile müthiş bir buluşma yaşadı..

Neden aromatik yağlar değil de bu yaprakları kullandığıma gelince; birincisi saf zeytinyağı ve yumuşak süt kokusunun perdelenmesini istemiyorum.Yapraklar kendilerine ait kokuları sabunun tümüne yaymak yerine tek bir noktada topluyor.

İkincisi ise; yapraklar sahip oldukları doğal doku sayesinde yıkama sırasında peeling etkisi yapıyorlar.

Tüm koşullar kusursuz olunca da ortaya çok sevdiğim bu sabunlar çıkıyor 🙂

Keçi Sütü Sabunu’muzdan edinmek isterseniz;

-Bize butikciftlik@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

– Hanımeli Pasajı ‘nı bu adresten ziyaret edebilir; http://butikciftlik.pasaj.com ve siparişinizi verebilirsiniz..

Ve sabunumuz hakkında daha detaylı bilgi için Keçi Sütü Sabunu kategorisindeki yazıları okuyabilirsiniz..

Yorum Yapın

KEÇİ SÜTÜ SABUNU..

 

 

 

 

 

 

ÇİFTLİĞİMİZİN KEÇİLERİNİN SÜTÜNÜ SAĞIP,ZEYTİNLERİMİZDEN DE YAĞ ELDE EDİNCE,BUGÜNE KADAR ZEYTİNYAĞIYLA YAPILAN SABUNLARIMIZ ARTIK KEÇİ SÜTÜNDEN DE YARDIM ALIYOR..
 

KEÇİ SÜTÜ MİDEDE OLDUĞU GİBİ CİLTTE DE DİĞER SÜTLERE GÖRE DAHA ÇABUK EMİLİYOR.ZEYTİNYAĞININ ETKİSİ DOĞANIN BU MUCİZE SÜTÜYLE BİRLEŞİNCE CİLT VE SAĞLIK İÇİN HARİKA BİR SABUN OLUŞTU.

KEÇİ SÜTÜ BEBEKLER İÇİN DE ANNE SÜTÜNDEN SONRA GELİYOR,ONLARA KEÇİ SÜTÜNÜ İÇİREBİLDİĞİMİZ GİBİ KEÇİ SÜTÜ SABUNUNU ONLAR İÇİN DE KULLANABİLİRİZ.

SABUNLARIMIZDA KULLANDIĞIMIZ ZEYTİNYAĞI ATIK YAĞ DEĞİLDİR…EGE GİBİ ZEYTİN CENNETİ BİR BÖLGEDE YAŞARKEN,YAĞIMIZ KENDİ ZEYTİNİMİZDEN YAPILIRKEN,DOĞA BU BOLLUĞU BİZE VERMİŞKEN SABUN YAPARKEN DE,DİĞER ÜRÜNLERİMİZDE OLDUĞU GİBİ,ONU KENDİMİZE AİT HİSSETTİRMEYECEK BİR MALZEME KULLANMADIK.

VE BİZ SABUNLARIMIZI ÇOK SEVDİK,UMARIM SİZ DE SEVERSİNİZ..

 

Yorum Yapın

SABUN & TARİHÇESİ


Her zaman temizliği ve saflığı hatırlatan sabun, günlük yaşantımızın önemli bir parçası Geçmişi M.Ö. altı binlere kadar uzanan sabun kullanımı,zamanla günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline geldi, vazgeçilmez oldu. Fenikeliler sabunu bulana kadar, kül ve kili geleneksel temizlik aracı olarak kullanıyordu. M.Ö. 600′de bulunan ve kullanımı ortaçağda genişleyen sabun, tarih içinde kimi zaman değerli bir değiş tokuş aracı olarak kimi zamansa ilaç olarak kullanıldı. Geçmişte Fenikeliler ile Galyalılar arasında önemli bir takas aracı olan sabun, Roma döneminde,kadınların en gözde temizlik aracı haline geldi.

Sabun niteliği taşıyan maddelerle ilgili ilk yazılı belge ise, Mezopotamya’da M.Ö. III. bin yıldan kalma kil tabletleri .Bu tabletlerde, potasyum ve yağla karıştırılarak elde edilen bir maddeden söz ediliyor.

Eski zamanlardan kalma bir Roma masalına göre, sabunu ilk defa kadınlar keşfetmiş. Hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı’nın kıyısında bulunan Tiber Nehri’nde çamaşırlarını yıkayan kadınlar, çamaşırlarını eskiye oranla daha az çaba sarf ederek temizledikleri fark ettiler. Çünkü, hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı’ndan Tiber Nehri’ne, yağmurla birlikte hayvan yağları ve odun külleri karışıyordu.

Bu karışım ise, bayanların çamaşır günü için hoş bir hediye oluyordu. İngiltere’nin eski halklarından Keltler de, hayvansal yağlar ve bitki küllerinden ürettikleri sabuna “Saipo” adını verdi, bu sözcük daha sonra “Soap” olarak değişti. M.Ö. 1500′e ait Ebers Papirüsinde, kişisel temizliklerine düşkün olan Mısırlılar’ın, hayvan ve sebze yağları ile alkalinli tuzdan elde edilen sabunsu bir maddeyle yıkandıkları belirtiliyor.

Yunanlılar’a bakacak olursak, onlar da en az Mısırlılar kadar temizliğe önem veriyorlardı. Sabun kullanmayan Yunanlılar, vücutlarını yağ ve killerle sıvadıktan sonra, kum ya da sünger taşı parçalarıyla fırçalıyor ve “strigil” denen kavisli metal bir aletle vücutlarında oluşan tabakayı kazıyorlardı. Bunu suya girerek yıkanma ve zeytinyağı ile yağlanma izliyordu.

Kişisel temizliği oldukça önemseyen Roma ulusunda ise, banyo kültürü oldukça yaygındı. Hamamlara aşırı düşkün olan Romalılar’da banyo yapmak en temel sosyal görevdi. M.Ö.25 yılında yüzlerce hamamın bulunduğu Roma’da banyonun altın çağı başladı. Roma’da yaşanan zengin banyo kültürünü, Erken Hıristiyan Kilisesi dini açıdan uygunsuz olduğu gerekçesiyle çok çabuk saf dışı bıraktı.

Fakat M.S. 476′da Batı Roma’nın yıkılmasıyla birlikte Avrupa’da, hamam alışkanlığı tarihe karıştı. Kişisel temizlikte gözlenen bu gerileme ve sağlıksız yaşam koşulları, Ortaçağ Avrupasında büyük sorunlara neden oldu. Temizlik, artık halk kültürünün bir parçası değildi. Yaklaşık 17. yy’a kadar yaşanan bu karanlık dönemde ihmal edilen kişisel temizlik aynı zamanda 14. yy’da büyük veba salgınını doğurdu. Eski Romalıların sabun yapımıyla ilgili bilgilerinin Avrupa’ya yayılmasıyla önemli sabun yapım merkezleri ortaya çıktı.

Sabun yapımcılığı 7. yy’da Avrupa’da meslek haline geldi. Sebze ve hayvan yağlarına bitki külleri ve güzel kokular katan sabun yapımcıları kendi ticaret ağlarını kurdular. Güzel kokuların da katılmasıyla artan sabun çeşitleri çamaşır yıkamada ve banyo yapmak için kullanıldı.

Sabuna talep arttıkça üretimi de arttı ve sabuncular bir esnaf grubu oluşturdu. 10. Yüzyılda Bizans’ta esnaf loncaları içinde sabuncu esnafı grubu da vardı. Türkler yaklaşık olarak 11. yy’a kadar sabun yerine sulardaki soda, çöven, saparma, sabun otu, süt kökü, kaşık otu, kılaya kavuğu, acı ağaç, herdemtaze, tavşankulağı, hintkestanesi gibi saponinli maddeleri ve kül kullandı. Belgelere göre bugünkü sabunun ilkel şekli ilk çağlarda Araplar tarafından yapıldı. Sabunculuk, ortaçağda İslam ülkelerinde gelişmiş bir imalat koluydu. Osmanlı’nda sabun esnafı tertip edilen törenlerde esnaf alaylarında yer alıyordu.

Sabun üretiminin 12. yy’da başlandığı İngiltere’de ise, 1622 yılında I. King James, sabun üretim tekelini yılda 100 bin dolar karşılığında bir sabun yapımcısına verdi. Fakat, sabun lüks sayılıp yüzde yüz vergiye tabi tutulduğundan halkın banyo yapması imkansızdı. Temizlik ve su sistemleri Roma ve Girit’teki sistemlerle yarış edecek düzeye gelmiş olmasına rağmen, ülkede temizliğe karşı genel bir isteksizlik hakimdi.

Dickens dönemi, korkunç bir pislik içinde geçti. Hastalıklar iyiden iyiye yayılıyordu. 1842′de, İngiltere Fakir Yasası Komisyonu sekreteri olan Edwin Chadwick’in çabaları sonucunda, Parlamento, 1846′da “Halk Hamamlarını ve Yıkanma Evleri Hareketi”ni onayladı ve Gladstone, 1853′te sabun vergisini kaldırdı. 1860′ta Londra’da sayısı 10 olan halka açık yıkanma evleri, bir milyondan fazla sayıya yükseltildi. Bu hareket Amerika’ya da yayıldı. Amerikan Tıp Topluluğu Dergisi’nin 1892 Ekim sayısında; korunma tedaviden daha çok olduğu takdirde, halka açık büyük bir hamam kurmanın, hastane inşa etmekten daha ucuza mal olacağını yazmaktaydı.

Gerçek anlamda bilimsel sabun yapımı ise, 18. yy’da da Michel Eugene Chevreul’un katkılarıyla, önceden belirlenen kesin amaçların elde edilmesini sağlayan kimyasal formüllerin ortaya konmasıyla başlıyor. Buhar makinesi gibi buluşların gerçekleşmesiyle de, sabun yapımı gerçek bir sanayiye dönüşüyor. Sabunun sert sularda eritildiği zaman yeterince köpürmemesinin yol açtığı sakıncayı giderme çalışmaları, 1930′lu yıllarda ABD’de ilk deterjanların ortaya çıkmasını sağlıyor ve o tarihten bu yana deterjan yapımı da önemli bir sanayi dalına dönüşüyor.

Osmanlı İmparatorluğu sabun üretimi açısından çok zengindi. Trablus sabunu, çiçek sabunu, misk sabunu, Hünkari sabun, beyaz ve siyah paşa sabunu, alaca sabun, kara sabun, kokulu sabun, Kandiye sabunu Girit Sabunu ,Arap sabunu, leke sabunu ve fes sabunu… Bunlar imparatorlukta üretilen sabun türlerinin sadece birkaçı… Osmanlılarda sabunla ilgili ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet, İkinci Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devri kanunnamelerinde görülür.

Fatih dönemine ait Foça sabunhanesi ile ilgili düzenlemede ve Yavuz devrine ait Trablus Sancağı kanunnamesinde sabun konusunda hukuki düzenlemeler bulunur. Sonraki dönemlerde sabunun üretimi, kalitesi, fiyatı, kontrolü, ticareti ve sabuncu esnafı konularında oldukça fazla vesika ve düzenleme bulunması dikkat çekiyor. Sabun temel olarak, zeytinyağı, prina yağı,ay çiçek yağı, yerfıstığı yağı, palmiye özü yağı, iç yağı gibi maddelerden elde edilen yağ asitleri ile sodyum tuzlarının tepkimesinden oluşuyor. Sabun üretimi, yıkama, pişirme, sıvılaştırma ve sabunlaşma olmak üzere dört evreden meydana geliyor. Yoğurma sırasında parfümler katılarak kokulu sabunlar elde ediliyor.

Kozmetik sanayinin gelişmesiyle sadece temizlik maddesi olmaktan çıkıp,özel  formüller ve kokularla farklı özellikler kazanan sabun, gençlik, güzellik ve pürüzsüz bir cildin en doğal kaynağı haline geldi.

Yorum Yapın

KEÇİ SÜTÜ HAKKINDA..

Hazmı kolaylaştırıyor, cilde iyi geliyor..

KEÇİ SÜTÜNDEKİ bakteri miktarı diğer hayvanların sütünden daha az.

SAĞILDIKTAN SONRA, ısıtılmadan tüketilebiliyor, hatta aynı şekilde bebeklere içirilebiliyor.

KALSİYUM açısından zengin bir besin kaynağı olan keçi sütünün yağı, organizmada iltihaplanmayı önleyici olduğu saptanan yağ asitlerini içeriyor.

KEÇİ SÜTÜNÜN yağ molekülleri daha ufak ve proteinin oluşturduğu pıhtı daha yumuşak olduğu için sindirimi inek sütünden daha kolay. Mide asitlerini dengeliyor ve bağırsakları koruyor.

ASTIM, alerji, sindirim sistemi rahatsızlıkları, hazım sorunları, cilt hastalıkları, bebek egzamaları ve varise iyi geliyor.

KEÇİ SÜTÜNDE yüksek oranda fosfor var. Çok fazla et ve balık yemeyen ya da yiyemeyenler fosfor ihtiyacını keçi sütüyle giderebilir.

KEÇİ SÜTÜ hasta ve sakat kimselerin diyetlerinde pratik ve özel bir öneme sahip.

KEÇİ SÜTÜ bebeklerde hazmı kolaylaştırıyor, yetişkinlerde ise ketozis (kandaki glikozun düşmesiyle oluşan bir hastalık) ve karaciğer hastalıklarına iyi geliyor.

STRES-GERGİNLİK, sinirsel nedenlerle hazımsızlık ve kabızlık durumlarında yaşanan sorınlara da keçi sütü iyi geliyor. Yüksek B1, B2 vitamini içeriyor.

İLAÇ KULLANIMI gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülseri tedavisinde keçi sütünün yararı oluyor. Bazı insanların inek sütüne alerjisi olabiliyor. Bu durumda keçi sütü tüketebilirler.

ANNE SÜTÜYLE beslenemeyen bebekler keçi sütü içebilir. Çünkü yapısı anne sütüne çok benziyor.

Yorum Yapın